HAYAT ve HAYDAR
12.08.2013, İstanbul
Dediler ki HAYDAR, HAK’ka yürümüş.
O “an” bir dönüm noktasıydı ya ÖNCESİ ile SONRASI neyi ifade ediyordu?
SONRASI ile ilgili düşüncelerimiz netti. “Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” diyen YUNUS EMRE’nin sözüne itibar ettiğimizden tenin/bedenin bu dünyadan ayrılışını yeni bir dönemin/sürecin başlangıcı olarak kabul ediyorduk.
ÖNCESİ YANİ HAYAT NE ANLAMA GELİYORDU?
İBRAHİM KARAHAN*; “Hayat Bir Söğüt Ağacının Gölgesinden, Koşan Atın Sırtında Geçmek Kadar Kısa” derdi. Onun için olsa gerek İBRAHİM de HAYDAR da 67 yaşında öteki dünyaya göçtüler.
HAYDAR; son anına kadar hep iyi bir insan ve öğretmen olarak yaşamayı başardı. Öğretmenliğindeki farkı/başarısı, bilgiyi sevgi ile yoğurmasından kaynaklanıyordu. Egolarını törpülemişti onun için de çocukla çocuk, yaşlı ile yaşlı oluyordu. Örnek insan olabilmek ve örnek insanlar yetiştirebilmek sevdası ile dolu yüreği hep doğrudan, iyiden, güzelden yana çarptı. Dostluk ile tutuşan yüreği karşılık beklemeden paylaştı. Zira yüreğinde pişirmişti, insan sevgisini. Sevdiği için sevildi, saydığı için sayıldı.
Ayrılışı ile de ders vermiş, yine öğretmenliğini yapmıştı “ÖKSÜZ BIRAKMANIN” ne anlama geldiğini göstermiş, öğretmişti.
Hastalığa yakalanana kadar sonsuz bir enerji ile çalıştı, çabaladı, didindi, koşturdu ama hiç yorulmadı.
İnatçı denecek kadar da kararlıydı, hedefine ulaşmakta. Ama bu kararlılığını yaşama tutunmak için göstermedi ve 12 ağustos 2013 günü teni/bedeni aramızdan ayrılıp toprakla buluştu. Ruhu ise hep aramızda olacak, sonsuza kadar bizimle kalacak.
Artık BURHANİYE yollarında PİR SULTAN’ın DAĞLAR türküsünü yalnız dinlemek gerekecek, eskiden GÜLÜN KOKUSU VARDI** ya şimdi.
Pir
sultanım
hey
erenler
Erine
niyaz
edenler
Üçler,
kırklar,
yediler
Mürvete
geldim
yalınız
Şair YILMAZ ODABAŞ bir şiirinde HAYAT’ı şöyle tanımlar:
Kısa
bir
öyküdür
hayat
Uğruna
upuzun
acılar
çektiğimiz
Kısa
bir
türküdür
Bir
kez
daha
söylemek
için
delirdiğimiz…
(YILMAZ
ODABAŞ)
ÖZDEMİR ASAF ise ÖLÜM ve HAYAT’ a daha farklı bakar:
Her
ölüm
erken
ölümdür
Biliyorum
Tanrım.Ama,
ayrıca,
aldığın
şu
hayat
Fena
değildir...
Üstü kalsın...(ÖZDEMİR ASAF)
Ulu ozanlardan AŞIK DAİMİ ise HAYAT’ın sırrına ermiştir ve ölüme daha başka bir nazardan bakar:
Bir gerçeğe bel bağladım erenler
Aldı benliğimi bitirdi beni,
Damla idim bir ırmağa karıştım
Denizden denize götürdü beni.
Nice kabdan kaba boşaldım doldum
Karıştım denize deniz ben oldum
Damlanın içinde evreni buldum
Yine benden bana getirdi beni.
Buhar oldum yağdım yağmurlar ile
Karıştım toprağa çamurlar ile
Piştim fırınlarda hamurlar ile
Üstadım sofraya yatırdı beni.
Çiğnediler dişler ile ezildim
Vücut eleğinden geçtim süzüldüm
Çaldı kalem bir deftere yazıldım
İrfan mektebine yatırdı beni.
Daimî’yem ermişlerin ereği
Böyle idi tabiatın gereği
Ölmez bir ananın oldum bebeği
Aldı dizlerine oturdu beni. (AŞIK DAİMİ)
Bu ozanların, şairlerin söylediklerini yüreğimde hissetim ancak her nedense CAN YÜCEL’e hak verdim.
BAĞLANMAYACAKSIN
Bağlanmayacaksın
bir
şeye,
öyle
körü
körüne.
“O
olmazsa
yaşayamam.”
demeyeceksin.
Demeyeceksin
işte.
Yaşarsın
çünkü.
Öyle
beylik
laflar
etmeye
gerek
yok
ki.
Çok
sevmeyeceksin
mesela.
O
daha
az
severse
kırılırsın.
Ve
zaten
genellikle
o
daha
az
sever
seni,
Senin
onu
sevdiğinden.
Çok
sevmezsen,
çok
acımazsın.
Çok
sahiplenmeyince,
çok
ait
de
olmazsın
hem.
Hatta
elini
ayağını
bile
çok
sahiplenmeyeceksin.
Senin
değillermiş
gibi
davranacaksın.
Hem
hiçbir
şeyin
olmazsa,
kaybetmekten
de
korkmazsın.
Onlarsız
da
yaşayabilirmişsin
gibi
davranacaksın.
Çok
eşyan
olmayacak
mesela
evinde.
Paldır
küldür
yürüyebileceksin.
İlle
de
bir
şeyleri
sahipleneceksen,
Çatıların
gökyüzüyle
birleştiği
yerleri
sahipleneceksin.
Gökyüzünü
sahipleneceksin,
Güneşi,
ayı,
yıldızları…
Mesela
kuzey
yıldızı,
senin
yıldızın
olacak.
“O
benim.”
diyeceksin.
Mutlaka
sana
ait
olmasını
istiyorsan
birşeylerin…
Mesela
gökkuşağı
senin
olacak.
İlle
de
bir
şeye
ait
olacaksan,
renklere
ait
olacaksın.
Mesela
turuncuya,
ya
da
pembeye.
Ya
da
cennete
ait
olacaksın.
Çok
sahiplenmeden,
Çok
ait
olmadan
yaşayacaksın.
Hem
her
an
avuçlarından
kayıp
gidecekmiş
gibi,
Hem
de
hep
senin
kalacakmış
gibi
hayat.
İlişik
yaşayacaksın.
Ucundan
tutarak…
(CAN
YÜCEL)
Öğretmenim HAYDAR mekânın cennet olsun, ışıklar içinde yat.
Av. MUSTAFA KARAHAN

